ANA SAYFA



Temmuz sıcağında seçim merkezine yürü, sıra bekle, sonra bi de yalancıya, talancıya oy ver! Yok daha neler! AHBVP'nin adaylarına rahat koltuğunuzda oturup sitemizden oy verebilirsiniz.


Şu olana bak!
Allah hepsinin belasını vermesin de naapsın!


Adaylarımızın hangisi ne kadar oy aldı, kim koptu geldi, kim tırıs gidiyor?

Üzülerek yayınladığımız ‘gerçek’ haber:
Fil Pak Bahadur
 hayatını kaybetti

21 TEMMUZ CUMARTESİ: Gaspçıların yalan dolan talan sahnesi siyasete ve demokrasi tiyatrosunun seçim oyununa karşı kurduğumuz AHBVP'nin adayları arasında gösterdiğimiz Fil Pak Bahadur'un bugün saat 14:00 sularında hayatını kaybettiğini öğrendik. Pak Bahadur, İzmir Hayvanat Bahçesi’nde geçirdiği ameliyat esnasında öldü. Seçim parodisiyle yıllardır dolandırılanların, yalan olduğunu bile bile gidip oy verenlerin hafızasızlığını düşünürsek, bu topraklardaki gasp düzeninin çok partili haliyle neredeyse yaşıt olan 59 yaşındaki Bahadur, kuvvetli hafızalarıyla bilinen fillerden biri olarak AHBVP'nin en güzel adaylarından biri oldu.

AHBVP olarak Pak Bahadur'u sevgiyle anıyoruz.

Pak Bahadur'un AHBVP'deki sayfası

AHBVP'nin adaylarını lider bozuntuları değil, her isteyen belirliyor. Aklına aday geldiyse hemen gönder, aday olsun!

ahbvp@yuzde52.org


İşte AHBVP'nin başarısı

SEÇİMLERDE 3. OLDUK!

23 TEMMUZ PAZARTESİ- Demokrasi tiyatrosunun seçim parodisinin ardından bol yüzdeli zaferler ve hüsranların öyküleri anlatılıyor bu ara. “Haydi sandığa”, “vatandaşlık görevi” zırvalıklarının ardından, ak partili, ok partili, at partili, kurt partili oranların arasında oy vermeyenlerin sayısından ve oranından pek bahsedilmiyor ama! Halbuki gidip de bir pusulaya mühür basarak, sonra da zarfı bir sandığa atarak özgürlük, demokrasi falan filan olacağına inanmayanların, bu seçim parodisini iplemeyenlerin sayısı hiç de az değil! 22 Temmuz’da tercihlerini “Allah Hepsinin Belasını Versin Partisi”nden yana kullananlar, MHP’ye fark atıp CHP’nin biraz arkasında kalarak üçüncü büyük “parti”yi oluşturuyorlar. Evet, yaklaşık 6,5 milyon kişi, seçimin de siyasetin de partilerin de Allah belasını versin deyip oy vermeyerek %15’lik bir başarı elde ettiler. E, bir de bu istatistiklerde yer almayan, seçmen kütüklerine hiç kaydolmamış olanları düşünün! Bu, AHBVP’nin başarısıdır, hüsrana uğrayan da sadece postalsever Baykal değil, tüm politikacı ikiyüzlüler ve güftesi sisteme ait “dört senede bir güün” şarkısını demokrasi diye seslendiren özgürlük gaspçılarıdır!

İşte, 22 Temmuz yalanlarının ardından gerçekleştirilen seçim parodisinin manipülasyona uğratılmamış sonuçları!

PARTİ Oy sayısı Kayıtlı seçmenlerin tümünde oranı Oy kullananlarda oranı*
Küreselgaspçısever AKP 16 milyon 340 bin 534 %38,34 %46,66
Postalsever CHP 7 milyon 300 bin 234 %17,12 %20,85
AHBVP (22 Temmuz'da oy kullanmayanlar) 6 milyon 410 bin 593 %15,04  
Urgansever MHP 5 milyon 4 bin 3 %11,74 %14,29
*Bugün gazete manşetlerinde bu oranları görüyorsunuz; ama bunlar sadece katılıp oy verenler üzerinden hesaplanıyor!

"Bizim köyden oy yok!" Ortak karar alıp sandığa gitmeyen köyler

Bir seçimden kaç yaralı çıkar? 22 Temmuz birbirini yeme ve “demokratik” tehdit günü!


 


Diğer partilerden aşağı kalmadık, biz de sandık yürütme timlerimizi kurduk!

19 TEMMUZ PERŞEMBE - Allah Hepsinin Belasını Versin Partisi, diğer partilerden hiçbir şekilde aşağı kalmayarak kendi sandık görevlisi timlerini oluşturdu. Diğer partilerin ve diğer iktidar odaklarının bugüne kadar yaptıklarını derinlemesine inceleyen AHBVP, sandık timlerine görev bölümü yaparak işi en az diğerleri kadar organize yapacağını göstermiş oldu.

AHBVP’nin sandık timleri şu gruplardan oluşuyor:

Sandık yürütme timi: Oy verme işlemi tamamlandıktan sonra diğer tüm partilerden hızlı davranıp sandıkları yürütecek olan timimiz, sandıkları kimsenin görmediği güvenli bir yere götürdükten sonra diğer timlere devredecek. Bu timdeki görev alan arkadaşlarımız yaklaşık bir aydır sandık sıvıştırma eğitimi almaktadır. Antrenmanlarda yüzde 90 oranında başarı kaydettik. Ama tabii, bu konuda yılların deneyimini taşıyan diğer partiler karşısında çok dikkatli olmalıyız. Adamlar sandıkla birlikte seçim merkezini bile yürütebilecek deneyime sahip.

Her seçimde olanlar 22 Temmuz'da da tekrarlanacak: sandık yürütmeler, pusula yakmalar, çöpe atmalar... Türlü türlü iktidar ayak oyunlarının olacağı seçim tiyatrosuna kim kanar! Ama AHBVP'nin oyları garantili,
hemen burada!

Oy ayıklama timi: Yürütülen sandıkları açarak içindeki oyların uygunluğunu kontrol edecek olan timimiz, vatana, millete, partimize ve çıkarlarımıza aykırı pusulaları ayıklayacak, yerlerine en hayırlı şekilde “evet” basılmış pusulaları yerleştirecek. Pusulalarımızı yoğun çalışmalar sonucunda hazır hale getirdik bile. (Diğer partilerle aynı matbaada çalışıyoruz, mühürleri de aynı yere yaptırdık, ne de olsa demokrasi uzlaşma demektir.)

Pusulaları çöpe atma timi: Ülke çapında belirlediğimiz seçkin çöplüklerimizi pusulalarla dolduracak olan timimiz, “seçmen oyunu nasılsa atmış, biz de atsak ne olur” ilkesiyle hareket etmektedir. Çalışmalarımızı tamamladığımız bazı yerlerde, pusulaları çöpe atarak doğaya zarar vermeyecek, pusulaları geri dönüşüme sokacağız.

Sandık ve pusula yakma timi: Seçkin mangalcılardan kurduğumuz ekibimiz, hain sandıkları yakarak bertaraf edecek. Bu timdeki görevlilerimiz, sandıkları yakarken kimseye görünmeme, sağa sola ateş sıçratmama konusunda diğer partilerden eğitim almıştır.

Birden fazla yere kayıtlı seçmene servis timi: Hepimizin bildiği gibi, vereceği oyun değerini bilen, kendisini ifade etmekte ısrar eden vatandaşlarımız birden fazla yere özenle kayıt ettirilir. Gel gör ki seçim dediğin bir gün, vatandaş hepsine birden yetişemeyebilir. Ama ifade özgürlüğü engellenemez! Bu timimiz, gerek otomobil gerek minibüslerle, mükerrer vatandaşlarımızı o sandıktan bu sandığa taşıyacak, hepsinde de oy verdirtecektir.

Hakili Özel Sandık Tugayları (HÖST): Askerî hiyerarşiyle çalışan bu özel timimiz, partileri değil başka yerleri model almıştır. Öyle gizlenme, sakınma işlerine hiç girmeyecek, çok özel bölgelerde sandıkları alıp doğrudan imha edecektir.

Sandık bulmuş gibi yapma timi: Bu timimiz, diğer timlerimizle koordineli bir şekilde, özel hazırlanmış sandıkları, kaybolanların yerine yerleştirmek için çalışacaktır. Görevlilerimiz, “Aaa, sandık buldum” repliğine özenle çalışmıştır. İçi halkın yanlış oylarından arındırılıp doğru oylarla doldurulmuş sandıklar yerlerine konacak, demokrasi kurtulacaktır.

Sandık hilelerine kanma, "oy"ulma! Oylar AHBVP'ye!


Nuri’den İbo’ya: Hop! Haddin olmayan konulara girme!

19 TEMMUZ PERŞEMBE - Gayet sessiz sedasız bir seçim kampanyası yürüten Nuri Alço, İbrahim Tatlıses’in yaptığı terbiyesizlik karşısında dayanamayarak suskunluğuna son verdi. 2002’deki seçimlerde köfte ekmek dağıtıp konser vererek yüzde7 oy toplayan ve böylece demokrasi tiyatrosunun seçim oyununun ne menem bir şey olduğunu bizzat ispatlayan Uzan Parti bu sefer de hızını alamayıp konser kıvamında adayı İbrahim Tatlıses’le piyasada. Kadın bakanı olma hevesi bulunan İbrahim Tatlıses yaşadığımız topraklarda açlık ve yoksulluk çeken milyonlarca insana derin çözüm önerilerinde bulunduğu son konuşmasında “Bakın 18’lik kızlarla gezeceğime sizin için siyasete girdim” deyince, Nuri abimiz de açtı ağzını yumdu gözünü. En sert ifadesi ve en güzel ropdöşambrıyla basının karşısına çıkan Nuri Alço, basına gazoz ikram ettiği toplantıda şunları söyledi:

“Bu ara İbo’yla dalga geçmek moda. Her seçimde böyle bir-iki karakter piyasaya sürülür ki, diğerleri çok ciddiymiş, çok mühim adamlarmış gibi görünsün. Bırakın bu ayakları, hangisi ciddiymiş bunların? Bunların topu birden sadece kendi kasalarını, paracıklarını, borsacıklarını düşünürken ciddi olurlar, geri kalanında ha babam sallıyorlar. Ben mesela Erdoğan’ı, Gül’ü, Baykal’ı, Bahçeli’yi, şunu bunu görünce, yakıyorum puromu, başlıyorum gülmeye! Ama İbo da haddini bilsin. O bahsettiği konunun piri burada. Neymiş, 18’lik kızlarla gezecekmiş. Artık patronunun 8 YTL vereceği fındıklardan da yersin! Herhalde partinin adı “genç” ya oradan esinleniyor; Demokrat Parti’den olsaydı, ne diyecekti, Allah bilir! Ama Allah İbo’ya doğruyu söyletti; sırf kendi partisi anlamında değil, bütün siyasi ikiyüzlüler adına doğruyu söyledi. Bakmayın bu partilerin “gençlere şunu verecez, bunu yapacaz” demelerine, bunların ne verecekleri belli. E, gençler de sonra gidip oy kullanırsa, bu onların kabahati artık! Hem genç olacaksın, hem de bunlardan medet umacaksın! Bunlar seçimden sonra hepinizi ‘gezmeye götürür’ yahu!”

Nuri Alço'ya oy verin, gazoz kazanın


13 TEMMUZ CUMA - Ezber bozan gençlik kanalı %52TV kimsenin yapamadığını yaptı ve politikacıları bir araya getirdi. Erdoğan, Baykal, Bahçeli, Ağar ve Uzan %52TV’de kozlarını paylaştı. Temmuz yalanlarına karşı profili geniş seçim programı “Kimin Gömleği Daha Beyaz” iki bölüm halinde, şu anda %52TV’de!

“Oy”ulmaktan bıkanlar! Beyaz gömleklilerin Temmuz yalanlarında bir araya gelişini kaçırmayın!

Not: “Ben iyi rol yaparım”, “Elim feci kamera tutar”, “Senaryoda üstüme yoktur” diyenler, ezber bozan gençlik kanalı %52TV iletişime geçmenizi bekliyor


AHBVP adayları arasında rekabet baş gösterdi

Şevki Yılmaz: O Abur cuburun oyları bir kompledir!

Şevki Yılmaz'ın evinin her yeri meteoroloji haritalarıyla dolu. Şevki, meteoroloji denen Yahudi icadı üzerine derin ilmî araştırmalar yaptığını ve "o Abur cubur"un bir Yahudi komplesi olduğunu ilmen ispatlayabileceğini iddia etti.

8 TEMMUZ PAZAR - Dünyanın en şeffaf ve tüm halkımız tarafından an be an takip edilebilen, sandık hırsızlıklarının, medya manipülasyonlarının, yalan vaatlerin olmadığı e-seçim maratonu tüm hızıyla sürüyor, halkımız oylarını sokmaya devam ediyor. Yalnız, halkımızın seçimi kazanmaya yetecek teveccühüne mazhar olmayan bazı adaylarımız sonuçların çarpıtıldığını da iddia edebiliyor. E, can çıkar politiklik çıkmaz diyebiliyoruz.

Bahis konusu kişi Şevki Yılmaz. Kendisi, seçim sayaç tablosunun fotomonteej olduğunu, büyük bir demokratik yani şeytanımtrak bir komple kurulduğunu söyleyip şöyle devam etti: “Bu şeytan listesinin tepelerinde kim var! Yahudi lobisinin maşası olan adam, Gökhan Abur! Adından belli değil mi ne olduğu?! Adam diyor ki, müslümanlar Türkler bizim için abur cuburdur, yeriz içeriz onları! [Sandalyeyi devirdi] Ne iş yapıyor bu, meteoroloji ne demek? Bak, bak, komplenin büyüklüğüne baaağğkk![Ağlıyor] Yahudiler dışındaki herkesi öldürecek, -Rabbim göstermesin- Yahudilerin dünyayı ele geçirmesine sebep olacak büyük meteorun dünyaya düşüşüyle ilgili bilim dalı yapmış adamlar, onu takip ediyor, onu bekliyorlar. Bu arada “a bak kuş” misali milleti havaya baktırıp ağızlarından lokmayı kapıyorlar. Bu şeytanî kompleyi bozacak olan, pürü pak hanım kızlarımızın oyaları kadar temiz oylarını Allah için Şevki’ye vermendir müslümaaan! O abur cubura verilen her oy cehenneme alınan bir bilettir müslümaaaan! [Mikrofonu devirdi]”.

Halkı için kendini İsmail misali kurban etmeye gönüllü olduğunu, ama halkının Şevkisi olmadan ne yapacağını düşünerek üzüldüğünü söyleyen Şevki, aslında AHP’yi [Ahirete Hazırlık Partisi] ararken yanlışlıkla AHBVP’ye düştüğünü, hizmet şevkiyle gözünün döndüğü o anda, şeytanın “BV”yi gözünden kaçırdığını da belirtti. Ama bu kadar laftan sonra istifa da etmedi. Politikacı işte. Halkımıza duyurulur.

Kompleden kurtulmak için oylar Şevki'ye


Nouma: Ne meclis ne halk, cumhurbaşkanı tombalayla seçilmeli

“Cumhurbaşkanlığı meselesi düğüm oldu. Bu düğümü ben çözerim, bakın işte düğümü çözüp daldırıyorum, tombala!” diyerek tombala yönteminin nasıl uygulanacağını halka ve basına gösterdi.

7 TEMMUZ CUMARTESİ -  AHBVP’nin Kara Panteri Pascal Nouma, tıklım tıklım dolan İnönü stadında yaptığı mitingde cumhurbaşkanını halkın seçmesiyle ilgili anayasa değişikliğinin referanduma gidecek olmasını değerlendirdi. Yeşil sahalarda arada bir depar atarak konuşan Nouma’nın etrafını basın ordusu çevirdi. Cumhurbaşkanının seçilmesiyle ilgili sürecin niye uzatıldığını anlamadığını belirten Nouma, şöyle devam etti: “Meclis cumhurbaşkanı falan seçmemeli. Meclisi bu işle meşgul etmemek lazım, adamlar zaten sürekli iş kovalıyor, avuçlarını kaşımaktan başlarını kaşıyacak zaman bulamıyorlar. O kadar çıkarı, para ilişkilerini, onun bunun adamı olmayı hakkıyla yerine getirmek kolay mı? Değil! Halk da seçemez, çünkü halk vaat bekler, pazardan domates seçer gibi vaadine göre parti seçer. Cumhurbaşkanı adayı ne vaat edecek, Anayasa Mahkemesi’nde indirim mi? O yüzden olmaz. En iyi yöntem, tombaladır. Daldırıp tombala çekelim, içinden çıkan cumhurbaşkanı olsun. Gayet adil. Halkımız ‘biz de tombala çekeceğiz’ derse, o zaman olur, halk da cumhurbaşkanı seçebilir. Tüm bu süreçte, şortum da ombudsman olsun. Ha, yıllardır cumhurbaşkanını seçen ordu, yargı ve bilumum iktidar odaklarının bana kırılacağını biliyorum; ama onları da düşündüm. Bence onlar da halkı seçsinler. 'Halkını dövmeyen dizini döver' diyenler için bu halkı toptan dağıtalım, olmuyor böyle, şöyle adam gibi bir halk seçilsin. ” Tombala yönteminin nasıl uygulanacağını fiilen gösteren Nouma, “Türkiye’nin cumhurbaşkanını şimdiye kadar olduğu gibi Bushgiller tombalasından çekeceğine, biz çekelim” dedi.

Nouma mitingin ardından basını diskoya götürdü.

Nouma'yla diskoya gitmek isteyen, oy versin


İsmail YK, “ulusa sesleniş” konuşmasında siyasileri hedef aldı

6 TEMMUZ CUMA - AHBVP’nin pantalonu zincirli, sesi yanık, saçları şekil adayı İsmail YK, bugün “ulusa sesleniş” konuşmasıyla seçim çalışmalarına start verdi. İsmail YK’nın televizyonda konuştuğu saatlerde sokakların boşaldığı, herkesin televizyon başına toplandığı görüldü. Kahvehanelerden alkışlar yükseldi. Konuşmanın reytinginin Sıla dizisini dahi geçtiği gelen bilgiler arasında. Konuşmasına iyi çalıştığı gözlenen İsmail YK, özellikle diğer partileri hedef alan sözlerinde gayet coşkulu ve içtendi. Sizlere İsmail YK’nın konuşmasının bu kısmını iletiyoruz. Artık gerisinin nasıl olduğunu siz düşünün.

İsmail YK'ya oy verebilir, destek mesajı gönderebilirsiniz


FLAŞ HABER! Baykal postal yalarken yakalandı!

6 TEMMUZ CUMA - CHP lideri Deniz Baykal, Edirne mitingine başlamadan hemen önce kameralara postal yalarken yakalandı! Baykal’ın, iktidar getireceğine inandığı için sürekli yanında postal taşıdığı bilinen bir gerçekti. En sevdiği postal başucunda olmadan uyuyamıyor, postal sesi dinleyerek rahatlıyor, ona bakınca titreyip kendine geliyor hatta onunla konuşuyor, mailleşiyor, ona akıl danışıyor, onu alkışlıyor, önünden ceketini ilikleyerek geçiyor, konuşmasını, duruşunu ondan aldığı emirlere göre düzenliyordu. Bu yöndeki söylentiler birkaç yıldır ortalıkta dolaşırken, fetişizm derecesinde militarist bir postal yalayıcısı olduğu ve hatta postalı yalaya yalaya dilinde tüy bittiği, tüyleri özel araçla evine getirttiği berberine kestirdiği yönündeki güçlü şüpheler ise açık bir kanıt bulunmadığı için söylenti olarak kalıyordu. Ancak Baykal, Edirne mitinginden önce sahne arkasında açıkça postal yalarken görüntülendi. Baykal, postal yalamayı bitirdikten sonra makyözlerine “demokrasi, halk falan filan” makyajı yaptırıp ‘sahne’ye öyle çıktı.


Yat Uzan: Cem’in İsviçre’de parası var, ama benim daha çok var!

Yat Uzan’ın kahvaltılı sohbetine pek çok ünlü gazeteci katıldı. Gayriresmî kıyafetlerle yapılan sohbette, Ertuğrul Özkök bu tip yat turlarına olan alışkanlığı nedeniyle gayet rahattı. Fikret Bila’nın takım elbise ısrarı, Hasan Cemal, Fatih Altaylı ile İsmet Berkan arasındaki samimiyet, Serdar Turgut’un keyifsiz oluşu göze çarptı. Mehmet Barlas, fotoğrafta arkada kaldığı için biraz kırgındı. Sohbete ayrıca, Güngör Mengi, Ruhat Mengi, Güneri Civaoğlu, Murat Yetkin, Ahmet Hakan, Cüneyt Ülsever ve Reha Muhtar katıldı. Çok yakında bu şahısların gazetelerinde Yat Uzan’a övgü haberlerinin artmasını bekliyoruz. (Not: Fotoğrafta Yat Uzan en alttadır!)

5 TEMMUZ PERŞEMBE - AHBVP adayı Yat Uzan, dün sabah basının ünlü isimleriyle yatında kahvaltılı sohbet düzenledi. Bir kuş sütünün eksik olduğu kahvaltıda, masayı silip süpüren gazete temsilcileri Yat Uzan’a daha çok Türkiye’deki yoksulluk ve işsizlikle ilgili projelerini sordu. Görüşmenin gayet samimi ve verimli geçtiğini söyleyen Yat Uzan, “Sözleştik, bir gün hepsini alıp güzelce bir gezdirecek, yedirip içireceğim. Bunun seçimle bir ilgisi yok tabii” dedi.

Gazeteciler, sohbet esnasında son günlerde Cem Uzan’la ilgili olarak ortaya atılan “İsviçre’deki bankalarda 200 milyon doları olduğu” iddialarını da sordular. Yat Uzan bu konuda şöyle konuştu: “Valla ne desem yalan olur, çok para geçti elimizden. 200 milyon dolar da bir şey değil. Benim bildiğim Cem’in öyle bir parası var. Ama şu konuda halkımızı temin ederim ki, benim daha çok param var. 200 milyon dolar benim haftalık yakıt param, hiçbir şey değil kısacası. Bu para için Cem’in üzerine gitmeniz yanlış; Kemal, Hakan, o ve ben, zamanında ne paralar götürdük. İsteyen Yeşim Salkım’a sorsun; o Kral TV yarışmalarında kimin birinci olacağını belirlerken, biz de aynı odada para sayardık. Diğer üçünün kafası çok basmaz, onlar paranın çoğunu kaptırdı, bense hepsini tutuyorum. Eğer halkımız beni seçerse, bu paraları hep halka dağıtacağım. Öyle bir ekonomi kuracağım ki, herkes bir yat alabilecek. Ayrıca İsviçre’de hesabın olmasının nesi kötü ki, anlayamadım. Cennet gibi memleket. Hem orada, hepsinin hesabı var, bir kere birkaç milyon dolar çekmeye gitmiştim, bir baktım Recep’le Deniz de orada. Dedim ki, “Lan Recep, sen Al Baraka’ya yatırmıyor musun? Ne iş faiz maiz?” “Abi (bana abi der) ben kendime haram, faiz yiyor dedirtmem” dedi. “Ama yiyorsun” dedim, “Olsun, sen yine de deme. Bi duyan olur” dedi. İçli çocuk tabii. Deniz’e döndüm, dedim ki, “Sen, Deniz, OYAK ne güne duruyor da buraya geldin? Milli servet falan?”. Deniz de demesin mi “Sen niye İmarbank’a yatırmadın?!” Hınzıra bak! Yatırılır mı lan oraya! Hep beraber çatlayana kadar güldük tabii! Ama Deniz sonra söyledi: “Benim buradaki param az. Biliyorsun, ben esasında borsadayım. Recep’e iki laf sokuyorum, kriz çıkınca vuruyorum voliyi.” Vuracak elbette, akıllı adam. Servet düşmanı olmamak lazım. Eh, parayı kazandıran enayiler çatlasın.”

Yat Uzan ve gazeteciler daha sonra neşe içinde sohbetlerini sürdürdüler.

Yat Uzan'ın seçim vaatleri


Ayı Buba'yı Kocaeli'nde 100 bin kişi "Kurtar bizi Buba" sloganlarıyla karşıladı

4 TEMMUZ ÇARŞAMBA - AHBVP’nin iddialı adaylarından, halkın sevgilisi Ayı Buba dün memleketi Kocaeli’nde son zamanların en büyük mitingini yaptı. Seçim çalışmalarını yürüttüğü Darıca Hayvanat Bahçesi’ndeki bürosundan 3 bin araçlık konvoyuyla yola çıkan Ayı Buba, meydana geldiğinde 100 bini aşkın insan “Kurtar bizi Buba!” çığlıklarıyla kendisini karşıladı. Konuşması sık sık sloganlarla kesilen Ayı Buba, halka projelerini anlattı. Diğer partilerin söylemlerine de değinen Ayı Buba, Tayyip’le Bahçeli arasındaki “ip”e sapa gelmez tartışmayı da değerlendirdi. Ayı Buba, şunları söyledi.

“Ben şahsen ayıyım, ama böyle ayılık görmedim, kendimden özür dilerim. Bak sen bak, Tayyip’le Bahçeli nasıl da pompalıyorlar milliyetçiliği. Neymiş, ipmiş! İp ne?! İkisinin de tasmalarının ipleri, II. Bush’ların, küresel asalakların elinde. Ben II. Bush’un Teksas’taki çiftliğinde bunları kemendiyle yakalayarak eğlendiğini şahsen gördüm. Siz önce o kemendin hesabını verin. Yaşadığımız toprakları küresel gaspçılara nasıl talan ettiriyorsunuz, onu anlatın yiyorsa. Ama yemeeez! Sonra böyle ip atlarsınız işte!

Tayyip'le Bahçeli'nin hakiki ip atışması görüntüleri ortaya çıktı!

Basın böyle milliyetçiliği, sonra linççiler türesin, benim hayvanat aleminde görmediğim kuduz linç sürüleri çıksın, sonra da şaşkaloz şaşkaloz “a, bunlar nerden çıktı” deyin. Nerden çıkacak, aha, sizin o leş kokan ağzınızdan çıktı. Ben bunları ne yapacağımı biliyorum, AHBVP iktidarında, ikisini de çamaşırcı yapacağım, 70 milyonun çamaşırını asacaklar. Çamaşır ipini de partilerinden karşılarlar. İpe sapa gelmez laflar etmeyin, sallamayın, cumhurBUSHkanınız ne derse onu yapıyorsunuz! O Baykal’a iki çift lafım var: Şimdi bu ip tartışmasından uzakmış gibi, olgun havalar atıyor. Ben seni bilirim. Sen ne kan düşkünüsün sen! Sen, gidip Nazi fırınlarını incelemedin mi, “lazım olursa, birkaç örnek alayım” diye! Bırak bu olgun ayaklarını, gir atışmaya “ben de kan istiyorum” diye. Kardeşlerim, bunlar hiçbir bok yapamaz. Sadece böyle ipe sapa gelmez laflarla, milliyetçilik pompalayıp oy kapmaya çalışıyorlar. Sizden linççiler türetmeye, 17 yaşında pis işleri için katiller çıkarmaya çalışıyorlar. Bunlar, efendileri ne derse onu yaparlar. Allah hepsinin belasını versin!”

Ayı Buba, mitingin ardından, kendisiyle fotoğraf çektirmek isteyen kimseyi kırmadı ve hepsini pençelerinin arasına alarak poz verdi. Ayı Buba, daha sonra miting programını sürdürmek üzere yola çıktı. Biz, şehir şehir dolaşarak mitinglerde yalanlarını sıralayan politikacı takımını uyaralım. Dikkat, yolunuza ayı çıkabilir!

Ayı Buba oylarınızı bekliyor


Fotoğrafı büyütmek için üstüne tıklayın

AHBVP sizi temin eder, bizim diğer partiler gibi şirket-belediyelerden rant kaynaklarımız yok. Belediyelerden rüşvetle rantla aldıklarımızı partiye höpürdetmiyoruz. Gasp çetelerinin yasallaştırılmış hali şirketlerden kasalarımıza oluk oluk paralar akmıyor. Diğer partilerin verdiği vaatlerin yalan olduğunu hepimiz biliyoruz. Seçime kadar sallanacak, atılacak tutulacak, seçimden sonra ise partilerin elinden kaçan kurtulamayacak! 22 Temmuz’a kadar il il dolaşan politikacı yalancılar ve medya kameraları, sanki sözünüz çok değerliymiş gibi, “e, bu sefer hangi parti tarafından düdüklenmeyi düşünüyorsunuz” diye soracak, siz de naz yapacaksınız, “Eee, valla bilmem ki, bu sefer kime versem?” Verme, vatandaş! Dört senede bir (eskiden beş senede bir idi) sandık başına toplaşıp, bir yerlere mühür basıp, hayatının kararını verdiğini sanma artık! Yeter yahu! Böyle yalan görülmedi tarihte!

Nasılsa, 22 Temmuz gecesinden itibaren, partilerin ve ordunun “sandık yürütme kurulları” harıl harıl çalışacak, oy pusulaları çöplüklerden çıkacak. “Ama biz demokrasi sandık, sözlerini tutacaklar sandık, sandık da sandık”, sanma artık vatandaş! Partili-şirketli-ordulu iktidar şebekesi kurmuşlar pusuyu bekliyorlar, sen pusulada Evet desen ne olur, demesen ne olur? Bunu sen de biliyorsun, her dört senede bir sanki yeniymiş gibi gidip gidip pusu(la)ya düşüyorsun!

Allah hepsinin belasını versin! Ak partisinin de ok partisinin de, at partisinin de tut partisinin de! Uyuşturucu kaçakçılarını, silah tüccarlarını, tescilli katilleri, rant şebekelerini, tarikat kodamanlarını, bürokrat bozuntularını, “hamili kart yakinimdir” sahibi kartları, postal yalayıcılarını, şirket kuklalarını, iş bitiren-malı götürenleri, parti padişahı yalakalarını meclis denen tiyatroya dolduracaklar! Dalga mı geçiyor lan bunlar! Bir de bunun için, senin oyunu istiyorlar. Seçime kadar salla, seçimden sonra sallaaa!

Artık “oy”ulmaktan bıktıysan, işte AHBVP’nin adayları, işte AHBVP’nin vaatleri. Var mı böyle adayları olan parti, var mı böyle vaatleri verebilen parti!

DİĞERLERİ BUNLARI YAPAMAZ!

Sadece AB’ye, ABD’ye, IMF’ye laf etmek yetmez, UEFA’dan FIFA’dan da çıkılacak, Tam Bağımsız Süper Lig kurulacak! Real Madrid bile lige katılmak için kapımıza gelecek, ama en az 7 Türk oğlu Türk futbolcu oynatmazsa o bile alınmayacak! Eurovizyon’dan da çıkılacak, Türkovizyon yapılacak, Kazakistan, Özbekistan, Azerbaycan, KKTC, Türkmenistan direkt katılacak, hep Türkiye kazanacak!

Tayyip, Baykal, Ağar, Uzan, Bahçeli ve bilumum politikacının katıldığı “Vaat-Star” yarışması düzenleyeceğiz. En çok sallayan kazanacak; her hafta biri elenecek. Tabii sizin SMS oylarınızla. Yarışma bitince, aynı kadroya “Kıvır-Şov”* hazırlatacağız!
(*Kıvır-Şov, oryantal dans formatında bir yarışma olup, Baykal isterse vals yapabilir.)

Her dört-beş senede bir “onu istiyorum, bunu istiyorum” deyip, olmayacağını bile bile politikacıların vaatlerine kanmakta ısrar eden halkımız için de “Talepkâr Yarim” yarışması düzenleyeceğiz. En uçuk taleplerde bulunan halk kazansın!

Yılda 365 günün 253’ünü tatil yapacağız. Onların da üçte birini cumartesi-pazara bağladık mı, etti size 290 gün tatil. Günlük çalışma saatlerini de 9.00-10.00 ve 15.00-16.00 ile sınırlayacağız. Fazla bile! Ayrıca her Pazartesi’yi tatil yapıp, öğrenci çocuklarımızı ve çalışan emekçilerimizi pazartesi sendromundan kurtaracağız.

Herkese kredi kartı, artı Kemal Komiserin kurtardığı 418 bin YTL çip parayı… veeee Sabancıların, Doğuşların, Koçların, Karamehmetlerin bankaları aracılığıyla cukkaya attığı milyonlarca YTL nakit parayı dağıtacağız. Bu arada, kredi kartı borçlarını sileceğiz, birikmiş borçları faiziyle birlikte kodamanların İsviçre’deki hesaplarından tahsil edip her akşam halkçana ziyafet çekeceğiz.

Fındık, çay, pamuk, tütün, buğday için diğer partilerin en babası ne veriyorsa biz beş katını veriyoruz. Hatta ağzı laf yapan girişimci çiftçilerimize pazarlık payı bırakıyoruz, ikna ederseniz daha fazla bile alırsınız!

Açık alanları bile klimayla donatacağız, herkese buz gibi karpuz dağıtacağız. Küresel ısınmayı engellemek için Ayşe Teyze’yi sallandıracağız Taksim Meydanı’nda. Bak, bir daha boşa su harcıyorlar mı! Küresel ısınmayla otomotiv sektörünün, bacalarından zehir saçan, atıkları nehirleri denizleri öldüren fabrikaların hiç ilgisi yok. Onlara bir şey yapmayacağız. Onlar bizim canımız, öperiz onları!

Ordumuza hizmet için www.darbe.mil.tr sitesini hizmete sokacağız. Ordumuz, bu siteden haftalık e-darbeler yapabilecek.

Herkese bayrak taşıma zorunluluğu getireceğiz. Ordumuz aniden miting düzenlemek isterse, halkımız her an her yerde ordu-sever mitinglere hazır kıta olacak. İlkokullarda çocuklarımız her sabah yaylalar yaylalarla derse girecek; ilkokul birden itibaren “millî güvenlik ve miting” derslerini zorunlu hale getireceğiz. “Tam Bağımsız Türkiye” talebini orduya ileten cumhurun içini rahatlatmak için, ordumuzu tam bağımsız yapacağız, ABD, AB, İsrail ve bilumum küresel silah tüccarları ve dış mihraklarla silah ticaretini keseceğiz. Ordumuz tam bağımsız olacak, gerçi uzuuunca bir süre sapan ve Kırıkkale tabancayla idare edecek ama olsun. Bağımsız olsun, bizim olsun.

ÖSS kalkacak, OKS kalkacak, KPSS kalkacak, YÖK toplama kampına kapatılacak, dershane patronları bugüne kadar zil takıp oynadılar, AHBVP iktidarında hepsine gerçekten zil takılıp Taksim meydanında oynatılacak. Para takmak yasak, şimdiye kadar cukkaya attıklarını birbirlerine yapıştırsınlar. Herkese 25 kupona üniversite diploması dağıtılacak, nasılsa diplomanın bir kıymeti yok, alsan da işsizsin, almasan da. 30 kupon biriktirene çerçevesi de bizden! Asarsın duvarına, güzel durur.

Herkese bir ev, bir araba, bir kameralı cep telefonu! İlk bir yıl on bin kontör bizden. Sonraki yıllarda acısını çıkarırız.

Bira 50 Kuruş, bir büyük rakı 1 YTL olacak. Bu şerefsiz politikacıların dayattığı hayat başka türlü nasıl çekilir!

Ne diyor diğer partiler, “mazot 1 YTL olacak”mış! Ne 1 YTL’si, AHBVP mazotu kaldıracak! Her şey havayla çalışacak! Hava basacağız size hava!

Bizden önceki iktidarlara, partilere ve medyadaki savaş çığırtkanlarına tam 3 yıllık bedava Irak tatili vereceğiz. Hepsini son model ful aksesuar Toyota kamyonetle, Felluce ve Necef’te beş yıldızlı çatışma bölgelerinde cebimizden vereceğimiz parayla ağırlayacağız. (Kısa zamanda masrafımız azalır nasılsa.) 3 yıl sonunda sağ kalanlara, her gün bir gazetede “ABD’yi seviyorum. Irak’ta demokrasi var. Keşke Irak’a girsek.” yazdıracağız. Bir yıl düzenli yazanlardan ordu oluşturup Musul ve Kerkük’ü almaya yollayacağız.

Musul ve Kerkük’ü alacağız. Selanik’i de alacağız. Başladık mı Atina’yı, hatta Viyana’yı da alırız. Doğu’da da Fizan’ı alıp orayı kalkındırmak için GAP kuracağız. Batı’ya giden orduların başına Kemal Alemdaroğlu’nu, Doğu ordularının başına Ertuğrul Özkök’ü getireceğiz.

Yerel Yönetimler Kanunu’nu baştan yazacağız. Belediyelerin adını Rant A.Ş. olarak değiştireceğiz. (Örnek: Çankaya Rant A.Ş., İstanbul BüyükRant A.Ş.) Kıvırmanın alemi yok, olayın adını koyacağız. Yerel seçimleri kaldıracak, yerine imar-rant-rüşvet-otopark ihaleleri açacağız, kazanan alsın.

“Üniversitede türban” sorununu kökten çözeceğiz: Üniversiteleri toptan kaldıracağız.

Her mahalle ve köyde, popstar kursu, dansstar sertifika programı, türkmucit teknik okulu, altılı ganyan bilgi paylaşım hattı, iddaa dayanışma derneği açacağız. Okul, iş bulma kurumu gibi gereksiz yerleri kapatacağız, nasılsa şimdi de bir boka yaramıyor. Memleketin makus talihi değişecek!

Özel güvenlik şirketlerinin önündeki tüm sınırlamaları kaldıracağız. 300 bin olan özel güvenlikçi sayısını kademeli olarak 5 milyon yapacağız. Herkes evine bile özel güvenlik tutacak. Hem istihdam yaratılacak, hem de emekli asker ve polislere bol bol şirket açılmış olacak. (Saygılar paşam!)

Muasır medeniyetler seviyesine ulaşmada bir adım daha: En hızlı mesaj yazma yarışması Türkiye’de de düzenlenecek. Kazanacak gencin parmakları milyon dolara sigortalanacak. Her ilçede bilgisayar kursu gibi kısa mesaj kursları açılacak. Parmak building salonları hizmete geçecek. Kısa mesaj atma milli spor haline getirilip federasyonu kurulacak.

İsteyen her genci, evet, her genci Avrupa’ya, Amerika’ya okumaya yollayacağız. Hepsine aylık 10 bin dolar burs vereceğiz. Uçak parası da bizden. Dış ilişkilerimizi, oralarda mezun olan gençlerin yine orada kalıp iş bulmasına göre kuracağız. Beyin göçünü kitlesel hale getireceğiz. Oh, ne güzel, kaçan kurtulsun! Avrupalarda, Amerikalarda en boktan işlerde sürünmek zorunda kalan tüm gençlerimizi (yani neredeyse hepsini) SSK’lı, Bağ-Kur’lu yapacağız. Amerika’da Ohayo Devlet Hastanesi’nde, Avrupa’da Don Sallayon Hastanesi’nde parasız sağlık hizmeti!

İlkokuldaki dört mevsim resimlerini ikiye (yaz-kış) indirip küreselleşmeye ayak uyduracağız. Boşalan yerlere en güzide dört çeker cip ve fabrikalarımızın fotoğraflarını yerleştireceğiz. (Örnek: Hummer – Yaz – Yatağan Termik – Kış)

Zorunlu eğitimi 25 yıla çıkaracağız. İlk ve orta öğretim için “evden okula okuldan eve kampanyası” başlatacağız. Çocuklarımız bizim geleceğimiz, onları korumak için, çocuklarımızın gençlerimizin sokaklarda dolaşmasını yasaklayacağız, okuldan çıkıp doğrudan evlerine gidecekler. Sokaklar da pırıl pırıl olacak böylece.

Kapkaç, gasp sorunu bitecek! Sokaklarda yaşayan 100 bin çocuğumuzu toplayıp şehir dışlarında kuracağımız kamplara dolduracağız. Burada çocuklarımıza düzenli ve temiz kapkaç, gasp kursları vereceğiz. 1 yıllık kursun ardından, her 10 çocuğa bir polis, bir hâkim, bir de çete-baba verecek ve yaşanan gasp, kapkaç sorununu yasallaştırıp sorun olmaktan çıkaracağız. Bugüne kadar iktidarların görmezden geldiği bu mekanizmayı cesaretle yasallaştırıp kılıfına uyduracağız!

Mecliste yaşanan, türban, kısa etek, uygunsuz kıyafet tartışmalarını bitireceğiz. Her vekil, palyaço kıyafeti giyecek!

İstanbul’da toplu ulaşım beleş olacak. Kaynağı, AKP’nin Akbil’den götürdüğü paradan karşılanacak.

Herkese televizyonda 15 dakika ülke siyaseti ve millî takım hakkında yorum yapma hakkı tanıyacağız.

Herkese jeopolitik önem verilecek. Her vatandaşa bir Amerikalı stratejik müttefik kardeş atanacak. Memleketen kurtulacağız.

İŞTE ADAYLARIMIZ!

 

AHBVP'nin sansasyon yaratan aday listesi

Al Bundy
Rayban derin
devlet gözlüğü
İsmail YK
Tecavüzcü Coşkun
Fil Pak Bahadur
Yeni Rakı
Yat Uzan
Efsane Sezai
Rambo Okan
Nuri Alço
Kırım Kongo Kenesi
Pascal Nouma
Parlak
Mesut
Çiğ Köfte
Bayrak satıcısı
Ajdar
Bolulu Oturan Boğa (Tatanka
Yotanka)
Fırıldak Kubi
Mustafa Topaloğlu
Banu Alkan
Kraliçe Ayşe Soros
Eric Cartman
Gaffur
Kaz Rodi
 Ayı Buba
Fok Badem
Şevki Yılmaz
Homer Simpson
Kötü Kedi Şerafettin
Seda Sayan
Müslüm Gürses
Gökhan Abur
Koyun Dolly
Şezlong
Bambi
Mehmet Ali Erbil
Sinem Kobal
Akbil
Eşek
Ali Desidero
Meriç Erkan
Başörtü güvesi
Güve
Ankaralı Turgut
Kaynana Semra