|
İşte AHBVP'nin başarısı
SEÇİMLERDE 3. OLDUK!
23
TEMMUZ PAZARTESİ-
Demokrasi tiyatrosunun seçim parodisinin ardından bol yüzdeli zaferler ve
hüsranların öyküleri anlatılıyor bu ara. “Haydi sandığa”, “vatandaşlık
görevi” zırvalıklarının ardından, ak partili, ok partili, at partili, kurt
partili oranların arasında oy vermeyenlerin sayısından ve oranından pek
bahsedilmiyor ama! Halbuki gidip de bir pusulaya mühür basarak, sonra da
zarfı bir sandığa atarak özgürlük, demokrasi falan filan olacağına
inanmayanların, bu seçim parodisini iplemeyenlerin sayısı hiç de az değil!
22 Temmuz’da
tercihlerini “Allah Hepsinin Belasını Versin Partisi”nden yana kullananlar,
MHP’ye fark atıp CHP’nin biraz arkasında kalarak üçüncü büyük “parti”yi
oluşturuyorlar. Evet, yaklaşık 6,5 milyon kişi, seçimin de siyasetin de
partilerin de Allah belasını versin deyip oy vermeyerek %15’lik bir başarı elde
ettiler. E, bir de bu
istatistiklerde yer almayan, seçmen kütüklerine hiç kaydolmamış olanları
düşünün! Bu, AHBVP’nin başarısıdır, hüsrana uğrayan da sadece postalsever
Baykal değil, tüm politikacı ikiyüzlüler ve güftesi sisteme ait “dört
senede bir güün” şarkısını demokrasi diye seslendiren özgürlük
gaspçılarıdır!
İşte, 22 Temmuz yalanlarının
ardından gerçekleştirilen seçim parodisinin manipülasyona uğratılmamış sonuçları!
|
PARTİ |
Oy sayısı |
Kayıtlı seçmenlerin tümünde oranı |
Oy kullananlarda oranı* |
|
Küreselgaspçısever AKP |
16 milyon 340 bin 534 |
%38,34 |
%46,66 |
|
Postalsever CHP |
7 milyon 300 bin 234 |
%17,12 |
%20,85 |
|
AHBVP (22 Temmuz'da oy
kullanmayanlar) |
6 milyon 410 bin 593 |
%15,04 |
|
|
Urgansever MHP |
5 milyon 4 bin 3 |
%11,74 |
%14,29 |
| *Bugün
gazete manşetlerinde bu oranları görüyorsunuz; ama bunlar sadece katılıp
oy verenler üzerinden hesaplanıyor! |
"Bizim köyden
oy yok!"
Ortak karar alıp sandığa gitmeyen köyler
Bir seçimden
kaç yaralı çıkar?
22 Temmuz birbirini yeme ve “demokratik” tehdit günü!

Diğer partilerden aşağı
kalmadık, biz de sandık yürütme timlerimizi kurduk!
19 TEMMUZ PERŞEMBE -
Allah Hepsinin Belasını Versin Partisi, diğer partilerden hiçbir şekilde
aşağı kalmayarak kendi sandık görevlisi timlerini oluşturdu. Diğer
partilerin ve diğer iktidar odaklarının bugüne kadar yaptıklarını
derinlemesine inceleyen AHBVP, sandık timlerine görev bölümü yaparak işi en
az diğerleri kadar organize yapacağını göstermiş oldu.
AHBVP’nin sandık timleri şu gruplardan oluşuyor:
Sandık yürütme timi:
Oy verme işlemi tamamlandıktan sonra diğer tüm partilerden hızlı davranıp
sandıkları yürütecek olan timimiz, sandıkları kimsenin görmediği güvenli
bir yere götürdükten sonra diğer timlere devredecek. Bu timdeki görev alan
arkadaşlarımız yaklaşık bir aydır sandık sıvıştırma eğitimi almaktadır.
Antrenmanlarda yüzde 90 oranında başarı kaydettik. Ama tabii, bu konuda
yılların deneyimini taşıyan diğer partiler karşısında çok dikkatli
olmalıyız. Adamlar sandıkla birlikte seçim merkezini bile yürütebilecek
deneyime sahip.
|
Her seçimde
olanlar 22 Temmuz'da da tekrarlanacak: sandık yürütmeler, pusula
yakmalar, çöpe atmalar... Türlü türlü iktidar ayak oyunlarının olacağı
seçim tiyatrosuna kim kanar! Ama AHBVP'nin oyları garantili,
hemen burada! |
Oy ayıklama timi:
Yürütülen sandıkları açarak içindeki oyların uygunluğunu kontrol edecek
olan timimiz, vatana, millete, partimize ve çıkarlarımıza aykırı pusulaları
ayıklayacak, yerlerine en hayırlı şekilde “evet” basılmış pusulaları
yerleştirecek. Pusulalarımızı yoğun çalışmalar sonucunda hazır hale
getirdik bile. (Diğer partilerle aynı matbaada çalışıyoruz, mühürleri de
aynı yere yaptırdık, ne de olsa demokrasi uzlaşma demektir.)
Pusulaları çöpe atma timi:
Ülke çapında belirlediğimiz seçkin çöplüklerimizi pusulalarla dolduracak
olan timimiz, “seçmen oyunu nasılsa atmış, biz de atsak ne olur” ilkesiyle
hareket etmektedir. Çalışmalarımızı tamamladığımız bazı yerlerde,
pusulaları çöpe atarak doğaya zarar vermeyecek, pusulaları geri dönüşüme
sokacağız.
Sandık ve pusula yakma timi:
Seçkin mangalcılardan kurduğumuz ekibimiz, hain sandıkları yakarak bertaraf
edecek. Bu timdeki görevlilerimiz, sandıkları yakarken kimseye görünmeme,
sağa sola ateş sıçratmama konusunda diğer partilerden eğitim almıştır.
Birden fazla yere kayıtlı seçmene servis timi:
Hepimizin bildiği gibi, vereceği oyun değerini bilen, kendisini ifade
etmekte ısrar eden vatandaşlarımız birden fazla yere özenle kayıt
ettirilir. Gel gör ki seçim dediğin bir gün, vatandaş hepsine birden
yetişemeyebilir. Ama ifade özgürlüğü engellenemez! Bu timimiz, gerek
otomobil gerek minibüslerle, mükerrer vatandaşlarımızı o sandıktan bu
sandığa taşıyacak, hepsinde de oy verdirtecektir.
Hakili Özel Sandık Tugayları (HÖST):
Askerî hiyerarşiyle çalışan bu özel timimiz, partileri değil başka yerleri
model almıştır. Öyle gizlenme, sakınma işlerine hiç girmeyecek, çok özel
bölgelerde sandıkları alıp doğrudan imha edecektir.
Sandık bulmuş gibi yapma timi:
Bu timimiz, diğer timlerimizle koordineli bir şekilde, özel hazırlanmış
sandıkları, kaybolanların yerine yerleştirmek için çalışacaktır.
Görevlilerimiz, “Aaa, sandık buldum” repliğine özenle çalışmıştır. İçi
halkın yanlış oylarından arındırılıp doğru oylarla doldurulmuş sandıklar
yerlerine konacak, demokrasi kurtulacaktır.
Sandık
hilelerine kanma, "oy"ulma! Oylar AHBVP'ye!
Nuri’den İbo’ya:
Hop! Haddin olmayan konulara girme!
19
TEMMUZ PERŞEMBE - Gayet
sessiz sedasız bir seçim kampanyası yürüten Nuri Alço, İbrahim Tatlıses’in
yaptığı terbiyesizlik karşısında dayanamayarak suskunluğuna son verdi.
2002’deki seçimlerde köfte ekmek dağıtıp konser vererek yüzde7 oy toplayan
ve böylece demokrasi tiyatrosunun seçim oyununun ne menem bir şey olduğunu
bizzat ispatlayan Uzan Parti bu sefer de hızını alamayıp konser kıvamında
adayı İbrahim Tatlıses’le piyasada. Kadın bakanı olma hevesi bulunan
İbrahim Tatlıses yaşadığımız topraklarda açlık ve yoksulluk çeken
milyonlarca insana derin çözüm önerilerinde bulunduğu son konuşmasında
“Bakın 18’lik kızlarla gezeceğime sizin için siyasete girdim” deyince, Nuri
abimiz de açtı ağzını yumdu gözünü. En sert ifadesi ve en güzel
ropdöşambrıyla basının karşısına çıkan Nuri Alço, basına gazoz ikram ettiği
toplantıda şunları söyledi:
“Bu ara İbo’yla dalga
geçmek moda. Her seçimde böyle bir-iki karakter piyasaya sürülür ki,
diğerleri çok ciddiymiş, çok mühim adamlarmış gibi görünsün. Bırakın bu
ayakları, hangisi ciddiymiş bunların? Bunların topu birden sadece kendi
kasalarını, paracıklarını, borsacıklarını düşünürken ciddi olurlar, geri
kalanında ha babam sallıyorlar. Ben mesela Erdoğan’ı, Gül’ü, Baykal’ı,
Bahçeli’yi, şunu bunu görünce, yakıyorum puromu, başlıyorum gülmeye! Ama
İbo da haddini bilsin. O bahsettiği konunun piri burada. Neymiş, 18’lik
kızlarla gezecekmiş. Artık patronunun 8 YTL vereceği fındıklardan da
yersin! Herhalde partinin adı “genç” ya oradan esinleniyor; Demokrat
Parti’den olsaydı, ne diyecekti, Allah bilir! Ama Allah İbo’ya doğruyu
söyletti; sırf kendi partisi anlamında değil, bütün siyasi ikiyüzlüler
adına doğruyu söyledi. Bakmayın bu partilerin “gençlere şunu verecez,
bunu yapacaz” demelerine, bunların ne verecekleri belli. E, gençler de
sonra gidip oy kullanırsa, bu onların kabahati artık! Hem genç
olacaksın, hem de bunlardan medet umacaksın! Bunlar seçimden sonra
hepinizi ‘gezmeye götürür’ yahu!”
Nuri Alço'ya oy
verin, gazoz kazanın

|
|
13 TEMMUZ
CUMA -
Ezber bozan gençlik
kanalı %52TV kimsenin yapamadığını yaptı ve politikacıları bir araya
getirdi. Erdoğan, Baykal, Bahçeli, Ağar ve Uzan %52TV’de kozlarını
paylaştı. Temmuz yalanlarına karşı profili geniş seçim programı “Kimin
Gömleği Daha Beyaz” iki bölüm halinde, şu anda %52TV’de!
“Oy”ulmaktan bıkanlar! Beyaz
gömleklilerin Temmuz yalanlarında bir araya gelişini kaçırmayın!
Not:
“Ben iyi rol yaparım”, “Elim feci kamera tutar”, “Senaryoda üstüme
yoktur” diyenler, ezber bozan gençlik kanalı %52TV iletişime geçmenizi
bekliyor
|
AHBVP adayları arasında rekabet baş gösterdi
Şevki Yılmaz: O Abur cuburun oyları
bir kompledir!
 |
| Şevki Yılmaz'ın evinin
her yeri meteoroloji haritalarıyla dolu. Şevki, meteoroloji denen Yahudi
icadı üzerine derin ilmî araştırmalar yaptığını ve "o Abur cubur"un bir Yahudi
komplesi olduğunu ilmen ispatlayabileceğini iddia etti. |
8 TEMMUZ PAZAR - Dünyanın
en şeffaf ve tüm halkımız tarafından an be an takip edilebilen, sandık hırsızlıklarının,
medya manipülasyonlarının, yalan vaatlerin olmadığı e-seçim maratonu tüm hızıyla
sürüyor, halkımız oylarını sokmaya devam ediyor. Yalnız, halkımızın seçimi
kazanmaya yetecek teveccühüne mazhar olmayan bazı adaylarımız sonuçların çarpıtıldığını
da iddia edebiliyor. E, can çıkar politiklik çıkmaz diyebiliyoruz.
Bahis konusu kişi Şevki Yılmaz. Kendisi, seçim sayaç tablosunun fotomonteej
olduğunu, büyük bir demokratik yani şeytanımtrak bir komple kurulduğunu
söyleyip şöyle devam etti: “Bu şeytan listesinin tepelerinde kim var! Yahudi
lobisinin maşası olan adam, Gökhan Abur! Adından belli değil mi ne olduğu?!
Adam diyor ki, müslümanlar Türkler bizim için abur cuburdur, yeriz içeriz onları!
[Sandalyeyi devirdi] Ne iş yapıyor bu, meteoroloji ne demek? Bak, bak, komplenin
büyüklüğüne baaağğkk![Ağlıyor] Yahudiler dışındaki herkesi öldürecek, -Rabbim
göstermesin- Yahudilerin dünyayı ele geçirmesine sebep olacak büyük meteorun
dünyaya düşüşüyle ilgili bilim dalı yapmış adamlar, onu takip ediyor, onu bekliyorlar.
Bu arada “a bak kuş” misali milleti havaya baktırıp ağızlarından lokmayı kapıyorlar.
Bu şeytanî kompleyi bozacak olan, pürü pak hanım kızlarımızın oyaları kadar
temiz oylarını Allah için Şevki’ye vermendir müslümaaan! O abur cubura verilen
her oy cehenneme alınan bir bilettir müslümaaaan! [Mikrofonu devirdi]”.
Halkı için kendini İsmail misali kurban etmeye gönüllü olduğunu, ama halkının
Şevkisi olmadan ne yapacağını düşünerek üzüldüğünü söyleyen Şevki, aslında
AHP’yi [Ahirete Hazırlık Partisi] ararken yanlışlıkla AHBVP’ye düştüğünü, hizmet
şevkiyle gözünün döndüğü o anda, şeytanın “BV”yi gözünden kaçırdığını da belirtti.
Ama bu kadar laftan sonra istifa da etmedi. Politikacı işte. Halkımıza duyurulur.
Kompleden kurtulmak
için oylar Şevki'ye
Nouma: Ne meclis ne halk,
cumhurbaşkanı tombalayla seçilmeli
 |
| “Cumhurbaşkanlığı meselesi
düğüm oldu. Bu düğümü ben çözerim, bakın işte düğümü çözüp daldırıyorum,
tombala!” diyerek tombala yönteminin nasıl uygulanacağını halka ve basına
gösterdi. |
7 TEMMUZ CUMARTESİ -
AHBVP’nin Kara Panteri
Pascal Nouma, tıklım tıklım dolan İnönü stadında yaptığı mitingde cumhurbaşkanını
halkın seçmesiyle ilgili anayasa değişikliğinin referanduma gidecek olmasını
değerlendirdi. Yeşil sahalarda arada bir depar atarak konuşan Nouma’nın etrafını
basın ordusu çevirdi. Cumhurbaşkanının seçilmesiyle ilgili sürecin niye uzatıldığını
anlamadığını belirten Nouma, şöyle devam etti: “Meclis cumhurbaşkanı falan
seçmemeli. Meclisi bu işle meşgul etmemek lazım, adamlar zaten sürekli iş kovalıyor,
avuçlarını kaşımaktan başlarını kaşıyacak zaman bulamıyorlar. O kadar çıkarı,
para ilişkilerini, onun bunun adamı olmayı hakkıyla yerine getirmek kolay mı?
Değil! Halk da seçemez, çünkü halk vaat bekler, pazardan domates seçer gibi
vaadine göre parti seçer. Cumhurbaşkanı adayı ne vaat edecek, Anayasa Mahkemesi’nde
indirim mi? O yüzden olmaz. En iyi yöntem, tombaladır. Daldırıp tombala çekelim,
içinden çıkan cumhurbaşkanı olsun. Gayet adil. Halkımız ‘biz de tombala çekeceğiz’
derse, o zaman olur, halk da cumhurbaşkanı seçebilir. Tüm bu süreçte, şortum
da ombudsman olsun. Ha, yıllardır cumhurbaşkanını seçen ordu, yargı ve bilumum
iktidar odaklarının bana kırılacağını biliyorum; ama onları da düşündüm. Bence
onlar da halkı seçsinler. 'Halkını dövmeyen dizini döver' diyenler için
bu halkı toptan dağıtalım, olmuyor böyle, şöyle adam gibi bir halk seçilsin.
” Tombala yönteminin nasıl uygulanacağını fiilen gösteren Nouma, “Türkiye’nin
cumhurbaşkanını şimdiye kadar olduğu gibi Bushgiller tombalasından çekeceğine,
biz çekelim” dedi.
Nouma mitingin ardından
basını diskoya götürdü.
Nouma'yla diskoya gitmek
isteyen, oy versin
İsmail YK,
“ulusa sesleniş” konuşmasında siyasileri hedef aldı
6 TEMMUZ CUMA
- AHBVP’nin pantalonu zincirli,
sesi yanık, saçları şekil adayı İsmail YK, bugün “ulusa sesleniş” konuşmasıyla
seçim çalışmalarına start verdi. İsmail YK’nın televizyonda konuştuğu saatlerde
sokakların boşaldığı, herkesin televizyon başına toplandığı görüldü. Kahvehanelerden
alkışlar yükseldi. Konuşmanın reytinginin Sıla dizisini dahi geçtiği gelen
bilgiler arasında. Konuşmasına iyi çalıştığı gözlenen İsmail YK, özellikle
diğer partileri hedef alan sözlerinde gayet coşkulu ve içtendi. Sizlere İsmail
YK’nın konuşmasının bu kısmını iletiyoruz. Artık gerisinin nasıl olduğunu siz
düşünün.
İsmail YK'ya oy verebilir,
destek mesajı gönderebilirsiniz
FLAŞ HABER!
Baykal postal yalarken yakalandı!
6
TEMMUZ CUMA - CHP lideri
Deniz Baykal, Edirne mitingine başlamadan hemen önce kameralara postal yalarken
yakalandı! Baykal’ın, iktidar getireceğine inandığı için sürekli yanında postal
taşıdığı bilinen bir gerçekti. En sevdiği postal başucunda olmadan uyuyamıyor,
postal sesi dinleyerek rahatlıyor, ona bakınca titreyip kendine geliyor hatta
onunla konuşuyor, mailleşiyor, ona akıl danışıyor, onu alkışlıyor, önünden
ceketini ilikleyerek geçiyor, konuşmasını, duruşunu ondan aldığı emirlere göre
düzenliyordu. Bu yöndeki söylentiler birkaç yıldır ortalıkta dolaşırken, fetişizm
derecesinde militarist bir postal yalayıcısı olduğu ve hatta postalı yalaya
yalaya dilinde tüy bittiği, tüyleri özel araçla evine getirttiği berberine
kestirdiği yönündeki güçlü şüpheler ise açık bir kanıt bulunmadığı için söylenti
olarak kalıyordu. Ancak Baykal, Edirne mitinginden önce sahne arkasında açıkça
postal yalarken görüntülendi. Baykal, postal yalamayı bitirdikten sonra makyözlerine
“demokrasi, halk falan filan” makyajı yaptırıp ‘sahne’ye öyle çıktı.
Yat Uzan: Cem’in İsviçre’de
parası var, ama benim daha çok var!
 |
|
Yat Uzan’ın
kahvaltılı sohbetine pek çok ünlü gazeteci katıldı. Gayriresmî kıyafetlerle
yapılan sohbette, Ertuğrul Özkök bu tip yat turlarına olan alışkanlığı nedeniyle
gayet rahattı. Fikret Bila’nın takım elbise ısrarı, Hasan Cemal, Fatih Altaylı
ile İsmet Berkan arasındaki samimiyet, Serdar Turgut’un keyifsiz oluşu göze
çarptı. Mehmet Barlas, fotoğrafta arkada kaldığı için biraz kırgındı. Sohbete
ayrıca, Güngör Mengi, Ruhat Mengi, Güneri Civaoğlu, Murat Yetkin, Ahmet Hakan,
Cüneyt Ülsever ve Reha Muhtar katıldı. Çok yakında bu şahısların gazetelerinde
Yat Uzan’a övgü haberlerinin artmasını bekliyoruz. (Not: Fotoğrafta Yat Uzan
en alttadır!)
|
5 TEMMUZ PERŞEMBE -
AHBVP adayı Yat Uzan, dün sabah basının ünlü isimleriyle yatında kahvaltılı
sohbet düzenledi. Bir kuş sütünün eksik olduğu kahvaltıda, masayı silip süpüren
gazete temsilcileri Yat Uzan’a daha çok Türkiye’deki yoksulluk ve işsizlikle
ilgili projelerini sordu. Görüşmenin gayet samimi ve verimli geçtiğini söyleyen
Yat Uzan, “Sözleştik, bir gün hepsini alıp güzelce bir gezdirecek, yedirip
içireceğim. Bunun seçimle bir ilgisi yok tabii” dedi.
Gazeteciler, sohbet esnasında
son günlerde Cem Uzan’la ilgili olarak ortaya atılan “İsviçre’deki bankalarda
200 milyon doları olduğu” iddialarını da sordular. Yat Uzan bu konuda şöyle
konuştu: “Valla ne desem yalan olur, çok para geçti elimizden. 200 milyon dolar
da bir şey değil. Benim bildiğim Cem’in öyle bir parası var. Ama şu konuda
halkımızı temin ederim ki, benim daha çok param var. 200 milyon dolar benim
haftalık yakıt param, hiçbir şey değil kısacası. Bu para için Cem’in üzerine
gitmeniz yanlış; Kemal, Hakan, o ve ben, zamanında ne paralar götürdük. İsteyen
Yeşim Salkım’a sorsun; o Kral TV yarışmalarında kimin birinci olacağını belirlerken,
biz de aynı odada para sayardık. Diğer üçünün kafası çok basmaz, onlar paranın
çoğunu kaptırdı, bense hepsini tutuyorum. Eğer halkımız beni seçerse, bu paraları
hep halka dağıtacağım. Öyle bir ekonomi kuracağım ki, herkes bir yat alabilecek.
Ayrıca İsviçre’de hesabın olmasının nesi kötü ki, anlayamadım. Cennet gibi
memleket. Hem orada, hepsinin hesabı var, bir kere birkaç milyon dolar çekmeye
gitmiştim, bir baktım Recep’le Deniz de orada. Dedim ki, “Lan Recep, sen Al
Baraka’ya yatırmıyor musun? Ne iş faiz maiz?” “Abi (bana abi der) ben kendime
haram, faiz yiyor dedirtmem” dedi. “Ama yiyorsun” dedim, “Olsun, sen yine de
deme. Bi duyan olur” dedi. İçli çocuk tabii. Deniz’e döndüm, dedim ki, “Sen,
Deniz, OYAK ne güne duruyor da buraya geldin? Milli servet falan?”. Deniz de
demesin mi “Sen niye İmarbank’a yatırmadın?!” Hınzıra bak! Yatırılır mı lan
oraya! Hep beraber çatlayana kadar güldük tabii! Ama Deniz sonra söyledi: “Benim
buradaki param az. Biliyorsun, ben esasında borsadayım. Recep’e iki laf sokuyorum,
kriz çıkınca vuruyorum voliyi.” Vuracak elbette, akıllı adam. Servet düşmanı
olmamak lazım. Eh, parayı kazandıran enayiler çatlasın.”
Yat Uzan ve gazeteciler
daha sonra neşe içinde sohbetlerini sürdürdüler.
Yat Uzan'ın seçim vaatleri
Ayı Buba'yı Kocaeli'nde
100 bin kişi "Kurtar bizi Buba" sloganlarıyla karşıladı
4
TEMMUZ ÇARŞAMBA - AHBVP’nin
iddialı adaylarından, halkın sevgilisi Ayı Buba dün memleketi Kocaeli’nde son
zamanların en büyük mitingini yaptı. Seçim çalışmalarını yürüttüğü Darıca Hayvanat
Bahçesi’ndeki bürosundan 3 bin araçlık konvoyuyla yola çıkan Ayı Buba, meydana
geldiğinde 100 bini aşkın insan “Kurtar bizi Buba!” çığlıklarıyla kendisini
karşıladı. Konuşması sık sık sloganlarla kesilen Ayı Buba, halka projelerini
anlattı. Diğer partilerin söylemlerine de değinen Ayı Buba, Tayyip’le Bahçeli
arasındaki “ip”e sapa gelmez tartışmayı da değerlendirdi. Ayı Buba, şunları
söyledi.
“Ben şahsen ayıyım, ama böyle
ayılık görmedim, kendimden özür dilerim. Bak sen bak, Tayyip’le Bahçeli nasıl
da pompalıyorlar milliyetçiliği. Neymiş, ipmiş! İp ne?! İkisinin de tasmalarının
ipleri, II. Bush’ların, küresel asalakların elinde. Ben II. Bush’un Teksas’taki
çiftliğinde bunları kemendiyle yakalayarak eğlendiğini şahsen gördüm. Siz önce
o kemendin hesabını verin. Yaşadığımız toprakları küresel gaspçılara nasıl
talan ettiriyorsunuz, onu anlatın yiyorsa. Ama yemeeez! Sonra böyle ip atlarsınız
işte!
 |
|
Tayyip'le
Bahçeli'nin hakiki ip atışması görüntüleri ortaya çıktı!
|
Basın böyle milliyetçiliği, sonra
linççiler türesin, benim hayvanat aleminde görmediğim kuduz linç sürüleri çıksın,
sonra da şaşkaloz şaşkaloz “a, bunlar nerden çıktı” deyin. Nerden çıkacak,
aha, sizin o leş kokan ağzınızdan çıktı. Ben bunları ne yapacağımı biliyorum,
AHBVP iktidarında, ikisini de çamaşırcı yapacağım, 70 milyonun çamaşırını asacaklar.
Çamaşır ipini de partilerinden karşılarlar. İpe sapa gelmez laflar etmeyin,
sallamayın, cumhurBUSHkanınız ne derse onu yapıyorsunuz! O Baykal’a iki çift
lafım var: Şimdi bu ip tartışmasından uzakmış gibi, olgun havalar atıyor. Ben
seni bilirim. Sen ne kan düşkünüsün sen! Sen, gidip Nazi fırınlarını incelemedin
mi, “lazım olursa, birkaç örnek alayım” diye! Bırak bu olgun ayaklarını, gir
atışmaya “ben de kan istiyorum” diye. Kardeşlerim, bunlar hiçbir bok yapamaz.
Sadece böyle ipe sapa gelmez laflarla, milliyetçilik pompalayıp oy kapmaya
çalışıyorlar. Sizden linççiler türetmeye, 17 yaşında pis işleri için katiller
çıkarmaya çalışıyorlar. Bunlar, efendileri ne derse onu yaparlar. Allah hepsinin
belasını versin!”
Ayı Buba, mitingin ardından, kendisiyle
fotoğraf çektirmek isteyen kimseyi kırmadı ve hepsini pençelerinin arasına
alarak poz verdi. Ayı Buba, daha sonra miting programını sürdürmek üzere yola
çıktı. Biz, şehir şehir dolaşarak mitinglerde yalanlarını sıralayan politikacı
takımını uyaralım. Dikkat, yolunuza ayı çıkabilir!
Ayı Buba oylarınızı bekliyor

Fotoğrafı büyütmek için üstüne tıklayın
AHBVP sizi temin eder, bizim
diğer partiler gibi şirket-belediyelerden rant kaynaklarımız yok. Belediyelerden
rüşvetle rantla aldıklarımızı partiye höpürdetmiyoruz. Gasp çetelerinin yasallaştırılmış
hali şirketlerden kasalarımıza oluk oluk paralar akmıyor. Diğer partilerin
verdiği vaatlerin yalan olduğunu hepimiz biliyoruz. Seçime kadar sallanacak,
atılacak tutulacak, seçimden sonra ise partilerin elinden kaçan kurtulamayacak!
22 Temmuz’a kadar il il dolaşan politikacı yalancılar ve medya kameraları,
sanki sözünüz çok değerliymiş gibi, “e, bu sefer hangi parti tarafından düdüklenmeyi
düşünüyorsunuz” diye soracak, siz de naz yapacaksınız, “Eee, valla bilmem ki,
bu sefer kime versem?” Verme, vatandaş! Dört senede bir (eskiden beş senede
bir idi) sandık başına toplaşıp, bir yerlere mühür basıp, hayatının kararını
verdiğini sanma artık! Yeter yahu! Böyle yalan görülmedi tarihte!
Nasılsa, 22 Temmuz gecesinden
itibaren, partilerin ve ordunun “sandık yürütme kurulları” harıl harıl çalışacak,
oy pusulaları çöplüklerden çıkacak. “Ama biz demokrasi sandık, sözlerini tutacaklar
sandık, sandık da sandık”, sanma artık vatandaş! Partili-şirketli-ordulu iktidar
şebekesi kurmuşlar pusuyu bekliyorlar, sen pusulada Evet desen ne olur, demesen
ne olur? Bunu sen de biliyorsun, her dört senede bir sanki yeniymiş gibi gidip
gidip pusu(la)ya düşüyorsun!
Allah hepsinin belasını
versin! Ak partisinin de ok partisinin de, at partisinin de tut partisinin
de! Uyuşturucu kaçakçılarını, silah tüccarlarını, tescilli katilleri, rant
şebekelerini, tarikat kodamanlarını, bürokrat bozuntularını, “hamili kart yakinimdir”
sahibi kartları, postal yalayıcılarını, şirket kuklalarını, iş bitiren-malı
götürenleri, parti padişahı yalakalarını meclis denen tiyatroya dolduracaklar!
Dalga mı geçiyor lan bunlar! Bir de bunun için, senin oyunu istiyorlar. Seçime
kadar salla, seçimden sonra sallaaa!
Artık “oy”ulmaktan bıktıysan,
işte AHBVP’nin adayları, işte AHBVP’nin vaatleri. Var mı böyle adayları olan
parti, var mı böyle vaatleri verebilen parti!
DİĞERLERİ
BUNLARI YAPAMAZ!
Sadece AB’ye, ABD’ye, IMF’ye laf
etmek yetmez, UEFA’dan FIFA’dan da çıkılacak, Tam Bağımsız Süper Lig kurulacak!
Real Madrid bile lige katılmak için kapımıza gelecek, ama en az 7 Türk oğlu
Türk futbolcu oynatmazsa o bile alınmayacak! Eurovizyon’dan da çıkılacak, Türkovizyon
yapılacak, Kazakistan, Özbekistan, Azerbaycan, KKTC, Türkmenistan direkt katılacak,
hep Türkiye kazanacak!
Tayyip, Baykal, Ağar, Uzan, Bahçeli
ve bilumum politikacının katıldığı “Vaat-Star” yarışması düzenleyeceğiz. En
çok sallayan kazanacak; her hafta biri elenecek. Tabii sizin SMS oylarınızla.
Yarışma bitince, aynı kadroya “Kıvır-Şov”* hazırlatacağız!
(*Kıvır-Şov, oryantal dans formatında bir yarışma olup, Baykal isterse vals
yapabilir.)
Her dört-beş senede bir “onu istiyorum, bunu istiyorum” deyip, olmayacağını
bile bile politikacıların vaatlerine kanmakta ısrar eden halkımız için de “Talepkâr
Yarim” yarışması düzenleyeceğiz. En uçuk taleplerde bulunan halk kazansın!
Yılda 365 günün 253’ünü tatil yapacağız.
Onların da üçte birini cumartesi-pazara bağladık mı, etti size 290 gün tatil.
Günlük çalışma saatlerini de 9.00-10.00 ve 15.00-16.00 ile sınırlayacağız.
Fazla bile! Ayrıca her Pazartesi’yi tatil yapıp, öğrenci çocuklarımızı ve çalışan
emekçilerimizi pazartesi sendromundan kurtaracağız.
Herkese kredi kartı, artı Kemal Komiserin kurtardığı 418 bin YTL çip parayı…
veeee Sabancıların, Doğuşların, Koçların, Karamehmetlerin bankaları aracılığıyla
cukkaya attığı milyonlarca YTL nakit parayı dağıtacağız. Bu arada, kredi kartı
borçlarını sileceğiz, birikmiş borçları faiziyle birlikte kodamanların İsviçre’deki
hesaplarından tahsil edip her akşam halkçana ziyafet çekeceğiz.
Fındık, çay, pamuk, tütün, buğday
için diğer partilerin en babası ne veriyorsa biz beş katını veriyoruz. Hatta
ağzı laf yapan girişimci çiftçilerimize pazarlık payı bırakıyoruz, ikna ederseniz
daha fazla bile alırsınız!
Açık alanları bile klimayla donatacağız, herkese buz gibi karpuz dağıtacağız.
Küresel ısınmayı engellemek için Ayşe Teyze’yi sallandıracağız Taksim Meydanı’nda.
Bak, bir daha boşa su harcıyorlar mı! Küresel ısınmayla otomotiv sektörünün,
bacalarından zehir saçan, atıkları nehirleri denizleri öldüren fabrikaların
hiç ilgisi yok. Onlara bir şey yapmayacağız. Onlar bizim canımız, öperiz onları!
Ordumuza hizmet için www.darbe.mil.tr
sitesini hizmete sokacağız. Ordumuz, bu siteden haftalık e-darbeler yapabilecek.
Herkese bayrak taşıma zorunluluğu getireceğiz. Ordumuz aniden miting düzenlemek
isterse, halkımız her an her yerde ordu-sever mitinglere hazır kıta olacak.
İlkokullarda çocuklarımız her sabah yaylalar yaylalarla derse girecek; ilkokul
birden itibaren “millî güvenlik ve miting” derslerini zorunlu hale getireceğiz.
“Tam Bağımsız Türkiye” talebini orduya ileten cumhurun içini rahatlatmak için,
ordumuzu tam bağımsız yapacağız, ABD, AB, İsrail ve bilumum küresel silah tüccarları
ve dış mihraklarla silah ticaretini keseceğiz. Ordumuz tam bağımsız olacak,
gerçi uzuuunca bir süre sapan ve Kırıkkale tabancayla idare edecek ama olsun.
Bağımsız olsun, bizim olsun.
ÖSS kalkacak, OKS kalkacak, KPSS
kalkacak, YÖK toplama kampına kapatılacak, dershane patronları bugüne kadar
zil takıp oynadılar, AHBVP iktidarında hepsine gerçekten zil takılıp Taksim
meydanında oynatılacak. Para takmak yasak, şimdiye kadar cukkaya attıklarını
birbirlerine yapıştırsınlar. Herkese 25 kupona üniversite diploması dağıtılacak,
nasılsa diplomanın bir kıymeti yok, alsan da işsizsin, almasan da. 30 kupon
biriktirene çerçevesi de bizden! Asarsın duvarına, güzel durur.
Herkese bir ev, bir araba, bir kameralı cep telefonu! İlk bir yıl on bin kontör
bizden. Sonraki yıllarda acısını çıkarırız.
Bira 50 Kuruş, bir büyük rakı 1 YTL
olacak. Bu şerefsiz politikacıların dayattığı hayat başka türlü nasıl çekilir!
Ne diyor diğer partiler, “mazot
1 YTL olacak”mış! Ne 1 YTL’si, AHBVP mazotu kaldıracak! Her şey havayla çalışacak!
Hava basacağız size hava!
Bizden önceki iktidarlara, partilere
ve medyadaki savaş çığırtkanlarına tam 3 yıllık bedava Irak tatili vereceğiz.
Hepsini son model ful aksesuar Toyota kamyonetle, Felluce ve Necef’te beş yıldızlı
çatışma bölgelerinde cebimizden vereceğimiz parayla ağırlayacağız. (Kısa zamanda
masrafımız azalır nasılsa.) 3 yıl sonunda sağ kalanlara, her gün bir gazetede
“ABD’yi seviyorum. Irak’ta demokrasi var. Keşke Irak’a girsek.” yazdıracağız.
Bir yıl düzenli yazanlardan ordu oluşturup Musul ve Kerkük’ü almaya yollayacağız.
Musul ve Kerkük’ü alacağız. Selanik’i de alacağız. Başladık mı Atina’yı, hatta
Viyana’yı da alırız. Doğu’da da Fizan’ı alıp orayı kalkındırmak için GAP kuracağız.
Batı’ya giden orduların başına Kemal Alemdaroğlu’nu, Doğu ordularının başına
Ertuğrul Özkök’ü getireceğiz.
Yerel Yönetimler Kanunu’nu baştan
yazacağız. Belediyelerin adını Rant A.Ş. olarak değiştireceğiz. (Örnek: Çankaya
Rant A.Ş., İstanbul BüyükRant A.Ş.) Kıvırmanın alemi yok, olayın adını koyacağız.
Yerel seçimleri kaldıracak, yerine imar-rant-rüşvet-otopark ihaleleri açacağız,
kazanan alsın.
“Üniversitede türban” sorununu kökten çözeceğiz: Üniversiteleri toptan kaldıracağız.
Her mahalle ve köyde, popstar kursu,
dansstar sertifika programı, türkmucit teknik okulu, altılı ganyan bilgi paylaşım
hattı, iddaa dayanışma derneği açacağız. Okul, iş bulma kurumu gibi gereksiz
yerleri kapatacağız, nasılsa şimdi de bir boka yaramıyor. Memleketin makus
talihi değişecek!
Özel güvenlik şirketlerinin önündeki tüm sınırlamaları kaldıracağız. 300 bin
olan özel güvenlikçi sayısını kademeli olarak 5 milyon yapacağız. Herkes evine
bile özel güvenlik tutacak. Hem istihdam yaratılacak, hem de emekli asker ve
polislere bol bol şirket açılmış olacak. (Saygılar paşam!)
Muasır medeniyetler seviyesine ulaşmada
bir adım daha: En hızlı mesaj yazma yarışması Türkiye’de de düzenlenecek. Kazanacak
gencin parmakları milyon dolara sigortalanacak. Her ilçede bilgisayar kursu
gibi kısa mesaj kursları açılacak. Parmak building salonları hizmete geçecek.
Kısa mesaj atma milli spor haline getirilip federasyonu kurulacak.
İsteyen her genci, evet, her genci Avrupa’ya, Amerika’ya okumaya yollayacağız.
Hepsine aylık 10 bin dolar burs vereceğiz. Uçak parası da bizden. Dış ilişkilerimizi,
oralarda mezun olan gençlerin yine orada kalıp iş bulmasına göre kuracağız.
Beyin göçünü kitlesel hale getireceğiz. Oh, ne güzel, kaçan kurtulsun! Avrupalarda,
Amerikalarda en boktan işlerde sürünmek zorunda kalan tüm gençlerimizi (yani
neredeyse hepsini) SSK’lı, Bağ-Kur’lu yapacağız. Amerika’da Ohayo Devlet Hastanesi’nde,
Avrupa’da Don Sallayon Hastanesi’nde parasız sağlık hizmeti!
İlkokuldaki dört mevsim resimlerini
ikiye (yaz-kış) indirip küreselleşmeye ayak uyduracağız. Boşalan yerlere en
güzide dört çeker cip ve fabrikalarımızın fotoğraflarını yerleştireceğiz. (Örnek:
Hummer – Yaz – Yatağan Termik – Kış)
Zorunlu eğitimi 25 yıla çıkaracağız. İlk ve orta öğretim için “evden okula
okuldan eve kampanyası” başlatacağız. Çocuklarımız bizim geleceğimiz, onları
korumak için, çocuklarımızın gençlerimizin sokaklarda dolaşmasını yasaklayacağız,
okuldan çıkıp doğrudan evlerine gidecekler. Sokaklar da pırıl pırıl olacak
böylece.
Kapkaç, gasp sorunu bitecek! Sokaklarda
yaşayan 100 bin çocuğumuzu toplayıp şehir dışlarında kuracağımız kamplara dolduracağız.
Burada çocuklarımıza düzenli ve temiz kapkaç, gasp kursları vereceğiz. 1 yıllık
kursun ardından, her 10 çocuğa bir polis, bir hâkim, bir de çete-baba verecek
ve yaşanan gasp, kapkaç sorununu yasallaştırıp sorun olmaktan çıkaracağız.
Bugüne kadar iktidarların görmezden geldiği bu mekanizmayı cesaretle yasallaştırıp
kılıfına uyduracağız!
Mecliste yaşanan, türban, kısa etek, uygunsuz kıyafet tartışmalarını bitireceğiz.
Her vekil, palyaço kıyafeti giyecek!
İstanbul’da toplu ulaşım beleş olacak.
Kaynağı, AKP’nin Akbil’den götürdüğü paradan karşılanacak.
Herkese televizyonda 15 dakika ülke siyaseti ve millî takım hakkında yorum
yapma hakkı tanıyacağız.
Herkese jeopolitik önem verilecek.
Her vatandaşa bir Amerikalı stratejik müttefik kardeş atanacak. Memleketen
kurtulacağız.
İŞTE ADAYLARIMIZ!
|
|
|
AHBVP'nin sansasyon
yaratan aday listesi |
|